**
2026 yılında karşılaşabileceğimiz bir felaket senaryosu, dünya genelinde 250 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açabilir. Okyanus sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşması, ‘Süper El Niño’ olayının yeniden yaşanma ihtimalini gündeme getiriyor. Bu doğal olay, 150 yıl önce yaşanan büyük buhranın hatıralarını canlandırırken, geçmişteki büyük felaketlerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.
1877-1878 yılları arasında meydana gelen ‘süper’ El Niño, tarihsel olarak modern çağın en yıkıcı çevresel felaketi olarak kaydedildi. O dönemde Hindistan, Çin ve Brezilya gibi ülkelerde 50 milyondan fazla insan öldü; bu da o zamanın dünya nüfusunun yaklaşık %3 ila %4’üne denk geliyordu. Eğer benzer bir durum günümüzde yaşanırsa, can kaybının 250 milyonu aşması muhtemel.
Bu felaket, bir gecede gerçekleşmedi. 1875 yılından itibaren yaşanan kuraklık, okyanus akıntılarının etkisiyle yıllarca sürdü ve gıda zincirini tamamen kopardı. Washington Eyalet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Deepti Singh, günümüzdeki durumun 1877’den çok daha karmaşık olduğunu belirtiyor. En önemli fark, atmosfer ve okyanus sıcaklıklarının o dönemden çok daha yüksek olması. Bu da El Niño olaylarının daha yıkıcı hale gelmesine neden olabilir.
Ancak günümüzde, 1877’deki gibi savunmasız durumda değiliz. İklim bilimcisi Kevin Trenberth’in ‘büyük bir başarı’ olarak tanımladığı gerçek zamanlı izleme sistemleri sayesinde, 1990’larda sadece 70 olan ölçüm istasyonu sayısı günümüzde 4.000’i aşmış durumda. Bu sistemler, olası kuraklıkları aylar öncesinden tespit edebilme yeteneğine sahip.
Öte yandan, 1997’deki şiddetli El Niño’nun küresel ekonomiye verdiği 96 milyar dolarlık zarar, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadı. 1877’deki kitlesel ölümler, günümüzün değişen sosyo-politik koşullarında tekrarlanması beklenmese de, gıda güvenliği hala en büyük tehditlerden biri olarak görülüyor. Artan kuraklık riski, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri üzerinde büyük baskı oluşturmakta.
Dr. Singh, “En savunmasız nüfus üzerindeki etkileri azaltmak için uluslararası işbirliği ve kaynakların adil paylaşımı her zamankinden daha kritik hale geldi” diyerek bu konunun aciliyetine dikkat çekiyor. Dünya genelinde bu tür felaketlerle başa çıkabilmek için güçlü bir dayanışma ve etkin tedbirler almak zorundayız.